Persona 5

Ruhunuzun aynası ile yüzleşmeye hazır mısınız?

persona 5 turkce inceleme ps4

Yapımcı Atlus | Yayıncı Sony | Platform PS4, PS3 | Türü JRYO | Web Site atlus.com/persona5 | Çıkış Tarihi 4 Nisan 2017

Selamlar arkadaşlar. Ben oyuncudostu ailesinin yeni üyesi Mad Otaku. Bugünden itibaren ben de sizlere elimden geldiğince oynadığım oyunlar hakkındaki görüşlerimi anlatmaya ve aktarmaya çalışacağım. Bugün beraber benim 2017’deki favorim oyunum olan Persona 5’i inceleyeceğiz. Bütün seriyi anlatmaya kalsam Shin Megami Tensei’in 26 yıllık tarihini anlatmak hem yazmak hem okumak bakımından sıkıcı olacağından direk olarak Persona 5’ten girelim konuya isterim.

Persona 5 en basitinden sıra tabanlı dövüş sistemine sahip yarı hayat simülasyonu bir JRYO yani Japon Rol Yapma Oyunudur. Oyunumuzda adını kendimiz koyduğumuz liseli sabıkası olan suskun bir çocuğun ailesinin yanından Tokyo’ya gönderilmesi üzerine gelişen ve çocuğun başından geçen garip olayları oynuyoruz. Bu garip dediğim olaylar sanmayın ki herhangi bir liselinin başına her gün gelen sıradan olaylardan.

Fazla spoiler vermeden hikayeyi anlatmam gerekirse yeni okulumuza giderken kendimizi okul yerine değişik bir zindan “Palace”ın (oyunda girdiğimiz zindanlara verilen ad) içinde buluyoruz. Her bir Palace artık kalpleri arzuları tarafından ele geçirilmiş olan bir yetişkinin dünyayı nasıl gördüğünün bir yansıması. Biz de bu zindanlardan “Phantom Thiev” olarak o kişinin arzusunun kaynağını çalıp onun yaptıklarıyla yüzleşmesini sağlıyoruz. Tabiki bunları tek başımıza yapmıyoruz. Farklı insanlara da oyun boyunca tanışıyoruz. Kimiyle zindanlara girebilirken kiminin bize sadece dış dünyada faydası dokunuyor. Zindanlara bizimle girenlerle oyunun ilerleyişinde direk olarak karşılaşsak da bazıları için gidip insanlarla tanışmak ve ne diyeceğimize doğru karar vermek gerekiyor. Çünkü sonucunda ilişkinizi ilerletmeniz yavaşlayabiliyor.

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Şimdi gelelim Persona nedir. Persona kişinin kendi benliğidir. Zaten kelime anlamı da kişinin toplum içerisindeki rolü olan Persona oyunumuzda kişinin kendi benliğini kabullenip onu bastırmayı bırakmasından sonra ortaya çıkan kalbin aynasıdır. Her bir Persona’nın kendine ayit yetenekleri, güçlü yanları ve zayıf yanları vardır. Bu Personalar savaş sırasında yakalanabildiği gibi birleştirilerek yenileri de elde edilebilir. Takımımızda birden fazla Personaya sahip olabilen tek kişi biziz. Zaten bu da bizdeki özel güç. Bizi diğerlerinden farklı kılan şey. Daha fazla hikaye hakkında bir şey anlatmadan dilerseniz direk olarak oynayışa geçelim.

Önceden de söylediğim gibi oyunumuz sıra tabanlı dövüş sistemine sayip. Zindandan zindana koşturduğumuz bu oyunda emin olun liseli olarak yaptığımız şeyler en az zindanlarda yaptığımızdan belki de daha da önemli. Önceden de dediğim gibi insanlarla ilişkilerimiz ne kadar güçlüyse biz de o kadar güçlü oluyoruz. Ayrıca oyunun simülasyon kısmıda yeterince güçlü. Kız arkadaş edinmek olsun, birden fazla kız arkadaş edinmek olsun 🙂 Kankalarınızla takılmak olsun. Gidip duş almak olsun (ne kadar zorunlu olmasa da bonusları var). Oyunda dövüş mekanikleri çok güzel ve akıcı. Ben ne kadar sıkılmasam da çoğu insan sıra tabanlı dövüş sisteminden pek haz etmez ama daha hiç Persona 5’in dövüş sistemiyle sıkıntısı olan biriyle karşılaşmadım. Zaten ülkemizde nedense çok değeri bilinmeyen bir oyun. Neyse bu başka bir yazının konusu.

Hikayesi ne kadar kendine önceki Personalar kadar bağlayamasa da oynayışı olsun, müzikleri olsun, karakterleri ele alışı olsun mükemmel bir oyun. Zaten oyunun bize anlatmak istediği ironik hikaye de yetişkinlerin çocukları nasıl kendi arzular için kullandıkları. Dilerseniz oyunun artı ve eksilerine geçelim

ARTILAR

  • Müzikleri. Evet, müziklerinin her biri şaheser niteliğinde.
  • Oynayış. Sıra tabanlı dövüş sistemini sevmeyen insanlara bile kendini inanılmaz derecede sevdirebilecek kalitede bir oyun
  • Simülasyon kısmı. Simülasyon kısmı gerçekten çok başarılı.
  • Dünyanın doluluğu. Gerçekten size o dünyayı yaşıyormuş hissi veriyor. Zamanınızı iyi ayarlamanız ve ona göre hareket etmeniz gerekiyor. Yoksa çok fazla şey kaçırabilirsiniz.
  • Düşman ve bu bağlamda Persona çeşitliliği inanılmaz fazla.
  • Uzun soluklu olması. Yazının devamında neden artı olduğunu açıklıycam.

EKSİLER

  • Oyunda tek sinirime giden şey gizlenme mekaniği oldu. Oyunu çok kolaylaştırıyor. Çünkü eğer gizlenme pozisyonundaysanız bir rakip size çarpsa evet ÇARPSA bile sizi fark etmiyor.
  • P5’in çoğunlukla metin tabanlı olması. Bazı insanların bir yerden sonra canını sıkabilir.
  • Oyunun İngilizce seslendirmesi. Seslendirme aslında rezalet. Gerçek anlamda rezalet. Fakat bedava olarak Japonca seslendirme paketini inderebiliyorsunuz ve ben oyunlarda Japonca seslendirmeye bayılıyorum. Tabiki orjinal olunca.

SONUÇ

Persona size bir oyundan bekleyeceğiniz o güzel oynayış ve tatmin olma hissini yeterince hatta belkide gereğinden fazla veriyor. Özellikle uzun soluklu olması dolar kurunun bu kadar yükseldiği dönemlerde ilaç gibi geliyor. İndirimleri beklerseniz 105 liraya alabileceğiniz Persona 5 size yaklaşık 120 ila 150 saat arası bir serüven sunuyor. Hem de imkanınız olsa 150 saat başından kalkmıyacağınız bir serüven. Korkulu rüyamız “Bir Ergenin Hayatı”

9.5/10

Yazar: Mad Otaku

Retro oyun hastası, Metroidvana haritalardan çıkamayan, zindanların vazgeçilmezi, JRPG aşığı Animeci bir Japon hayranı olarak sizlere elimden geldiğince yardım etmeye ve sizi gerek oyunlar hakkında gerek animeler hakkında olsun, bir fikir sahibi edindirmeye çalışacağım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s